Sanat sanat için midir yoksa toplum için midir? sorunsalı hala tartışılmaya ve gündemde kalmaya devam ederken, bir eğitim ve gelişim profesyoneli olarak kurumsal akademiler kurumlar için midir yoksa toplumum gelişimi için de görevleri var mıdır? konusunun da tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Bu yazımda beni bu sorunsala götüren düşüncelerimi ve tarafımı da kısaca özetleyeceğim.

Son 20 yıldır gerek akademik olarak gerekse kurumsal olarak kurumsal akademilerin kurulma, yönetilme, gelişme, tekrar kurulma gibi süreçlerine yakından şahit oldum. Bu dönemde yöneticilik ve danışmanlık süreçlerimde 100’den fazla kurumun eğitim birimleri, kurumsal akademileri ve üst yönetimleri ile birebir görüşme fırsatı da edindim.

Bu görüşmelerin çok büyük bölümü, doğal olarak, kurumların mevcut veya gelecekteki gelişim ihtiyaçları ve kurumsal akademilerin bu ihtiyaçlar için konumlandırılması üzerine geçti. Çok küçük bir bölümünde şirketin çevresine (bulunduğu bölgeye) ve topluma verebileceği gelişim desteğinden söz edebildik.

Bu desteğin arkasında da her zaman karşılıksız bir topluma katkı amacı yoktu tabi. Bu şirketlerin bazıları bulundukları coğrafyadan kaynaklı olarak insan kaynağı bulmakta zorlanan, bu nedenle de çevresini geliştirerek kendine bir havuz yaratmak isteyen şirketlerdi. Bazıları ise sosyal-toplumsal faydayı pazarlama aracı olarak kullanmak istiyordu.

Tüm bu ihtiyaçların ve beklentilerin çalışma hayatının doğasında olduğunu en başından kabul etmek gerekli. Dolayısıyla, şirketleri eleştirmek gibi bir düşüncem yok. Tam tersi haklı olduklarını bile düşüyorum. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi burada da geçerli. Şirketlerin öncelikle kendi geleceklerini ve varlıklarını garanti altına alması gerekmekte. Bu konuda bir atasözümüz bile var: Önce can sonra canan.

Bununla beraber gelişmiş toplumlarda olmasını beklediğimiz davranışların bir kısmının da kendi toplumumuzda olmadığını düşünüyorum. Çok iyi eğitim almış, ailesi tarafından çok iyi yetiştirilmiş kişiler bile şirket içinde davranışsal ve liderlik yetkinliklerinde beklenen üstü performans sergilerken;

– Trafiğe çıktığı zaman çevresindekiler ile kavga edebiliyor, trafikte sırada beklememek için emniyet şeridini kullanıyor veya başka araçlara yol vermemek için elinden geleni yapabiliyor.
– Yerlere çöp, sigara hatta son dönemde sıklıkla karşılaştığımız üzere maske atabiliyor.
– Ailesine kötü davranabiliyor. Hatta şiddet bile uygulayabiliyor.

Bu liste daha da artabilir tabi. Şirketlerin eğitim bütçelerinin çok büyük kısmı davranışsal ve liderlik eğitimlerine giderken, şirket değerleri ve kültür temalı bu kadar çok çalışma yapılırken toplumda bunun çıktısını görmememizin nedeni organizasyonların kişilerin bireysel kimliklerini değil çalışan kimliklerini geliştirmeye odaklanmaları olduğunu düşünüyorum.

– Birçok şirket çalışanlarına şirket aracı veriyor. Satış ekiplerine sürüş teknikleri eğitimi veren şirketler de var. Ancak trafik etiği eğitimi vereni veya emniyet şeridinden gidersen, trafikte insanları rahatsız edersen aracı elinden alırız diyen şirket görmedim (trafik cezası alırsan maaştan keseriz veya aracını alırız diyen şirketler var).

– Neredeyse tüm şirketler yöneticilerine liderlik eğitimi veriyor. Ancak aile içi iletişim üzerine yoğunlaşan şirket gerçekten çok az (arada bir konuşmacı getirelim gibi aktivitelerin davranış değişikliği yaratmadığı konusunda hemfikiriz sanırım).

– Yabancı dil bilgisinin özellikle gençlerimiz için gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Bu alanda da çok iyi olduğumuz söylenemez. –Test yapmamıza gerek yok. Apple Store veya Play Store’da herhangi bir oyuna veya uygulamaya gelen yorumları okuyun. Büyük kısmında Türkçe dil desteği isteniyor.– İşe alım sürecinde yabancı dilden dolayı elenen çok fazla kişi var. Peki aramızda bir üniversite ile işbirliği yapıp, üniversite öğrencilerine ücretsiz ve beklentisiz (hedef üniversite, hedef bölüm vb. beklentiler) yabancı dil eğitimi veren şirket var mı?

– Son olarak da staj sürecinden bahsedelim. Son yıllarda değişse de stajyerin mesleki gelişimi dışında, davranışsal ve toplumsal gelişimi için programlar yapan kaç tane şirket var. Kendi staj programını tamamlayan adayları işe alım sürecindeki davranışsal yetkinlik değerlendirmesinden eleyen şirketler bile gördüm.

Sonuç olarak kurumsal akademilerimizde çok etkileyici projeler yapıyor, pek çok gelişim faaliyeti planlıyor ve çok ciddi bütçeleri yönetiyoruz. Bu çalışmaların çok büyük kısmını kendi şirketimizi, değerlerimizi ve yetkinliklerimizi düşünerek yapıyoruz. Tüm bu çalışmalar dışında gençlerimizi ve yetişkinleri topluma, işe, hayata hazırlama sorumluğunda bizler de taşın altına elimize koymalıyız. Bu noktada da kurumsal akademilerin topluma olan katkısını konuşmanın zamanının geldiğine inanıyorum.

Sizler de toplumu geliştirmek için kurumsal akademileri nasıl kullanabileceğiniz ile ilgili yorumlarınızı benimle paylaşabilirsiniz.

Augdemy olarak, kurumların stratejilerini ve hedeflerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları teknolojileri, gelişim faaliyetlerini ve hizmetleri sunup, gelişim süreçlerini iyileştirmelerine destek oluyoruz. Kurumsal akademi sürecinizi yönetmek veya mevcut kurumsal akademinizi değerlendirmek için Kurumsal Akademi Tasarımı, eğitimlerinizi ve süreçlerinizi dijital hale getirmek için ise Dijital Dönüşüm çalışmalarımıza göz atabilir veya bizimle iletişime geçerek ücretsiz analiz desteği alabilirsiz.

Diğer çalışma alanlarımız için tıklayınız.

Bu yazıyı paylaşın!

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılarımız

Başarılı Bir Kurumsal Akademi İçin 12 Adım

Kurumsal akademi gibi önemli bir yapı kurumun gerçeklerinden uzak, net bir hedefi ve planı olmadan kurulamaz. Bu nedenle kurulum sürecinde size yol gösterip, kurumsal akademinizin başarısını, varlığını, sürdürülebilirliğini destekleyecek 12 adımı paylaşıyorum.

2021-09-02T14:52:20+03:00
Go to Top